65Yaş Üstü ve Kronik Hastalığı Olanlar Nasıl Dışarı Çıkar, Seyahat Eder. Sokağa çıkma yasağı getirilen 65 yaş ve üstü yurttaşlar ile kronik rahatsızlığı bulunanlar için bir genelge yayımlandı. Genelgeye göre söz konusu grupta bulunanlar seyahat için izin başvurusu yapacak. İçişleri Bakanlığı, 81 il Şikayet. quote: Orijinalden alıntı: Fenus42. sin kare x + cos kare x = 1 değil miydi. kök içindeki 1 yerine bu ifadeyi yaz ve sin2x i aç burdan tam kare geliyor. kök içinde sin kare x - 2.sinx.cosx + cos kare x. burdan sinx- cosx elde edersin. cos2x i de cos kare x - sin kare x diye açarsan 2 kare farkından sinx - cosx ifadesi Büyükformlar da 60 ila 120 santimetre yüksekliğindedir ve Mayıs sonundan Haziran’a kadar bir çiçeklenme dönemine sahiptir. İris Çiçeği Bakımı Nasıl Yapılır? Bakımı kolay irisin güneşli bir yere, iyi drene edilmiş ve besin açısından zengin toprağa ihtiyacı vardır. En iyi ekim zamanı Temmuz ve Ekim ayları arasıdır. Boşaltım: Vücuttaki metebolik faaliyetler sonucu oluşan atıkların vücuttan uzaklaştırılması olayına denir. Boşaltım sisteminizde bulunan dört tane organımız vardır.Bunlar sırasıyla böbrekler,idrar borusu, idrar kesesi ve idrar kanalıdır. Böbrekler: Vücudumuzdaki atık maddeleri kanımızdan süzer. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Buğday Tarımı makalesine göre, genellikle dekara saf olarak 12-14 kilogram azot, dekar başına 4-5 kilogram fosfor verilmesi gerekiyor. Fosforlu gübreler ekim sırasında veya öncesinde toprağa uygulanıyor. Azotlu gübreler ise üçe bölünerek tatbik ediliyor. Ekimde gübrenin ilk kısım veriliyor. Kök Çakra (1. Çakra) kendine acıma, sevilmeye layık hissetmeme gibi duygular açığa çıkar. Interstate 60 Filmi Spiritüel Değerlendirmesi (Otoban 60 drZfOC. Sayfayı okumadan önce şunu bilmelisiniz; burada gördüğünüz sonuçlar İdea Klinikte ekilmiş kaşlardır, her yerde bu kalitede sonuç elde edebileceğinizi düşünmemelisiniz. Ekiminizi yaptıracağınız yere karar vermeden önce kötü yapılmış ekimlerin paylaşıldığı sayfaya mutlaka göz atmalısınız. Kaş ekimi fotoğrafları ve videoları görmek için Tüm estetik uygulamalarda ki buna kaş ekimi de dahil olmak üzere kişinin en çok merak ettiği hususlardan biri operasyon sonrası nasıl bir görünüm elde edeceğidir. Ertesi gün ya da çalışan biri ise işe giderken toplum içerisine nasıl bir görüntü ile çıkacağıdır. Daha fazla fotoğraf ve video görmek için Sizlere bu sayfada kaş ekimi öncesinden başlayarak ekim anı, hemen sonrası ve ertesi gün ile ilerleyen zamanlarda nasıl olacağını göstereceğiz. Op. Dr. Atilla Kaya’nın Kızına Yaptığı Ekimin Öncesi Sonrası Görüntüleri Görüyorsunuz Genel cerrahi ve aynı zamanda medikal estetik uzmanı da olan Op. Dr. Atilla Kaya binlerce kaş ekimi yaptığını belirtmek istiyorum. Ekim yaptığı kişilerden biri de kızı olup, aşağıda görsellerini bulacaksınız. Aşağıda sırasıyla ekimden önceki tıraşlı hali, ekimin bitiminden sonraki görünüm ve devam eden günlerdeki görünüm yer almaktadır. Onuncu günden sonraki değişim çok anlamlı olmadığı için 21. ve 35. günler fotoğraf çekilerek eklenmiştir. 25 Temmuzda yapılan bu ekimin uzun dönem sonuçları zamanla eklenecektir. Fotoğraflara Bakarken Şunlara Mutlaka Dikkat Edin Resimlere sadece uzaktan görünüm olarak bakmayın. Aşağıda yer alan başarı ve doğal görünüm kriterlerini dikkate alarak bakmalısınız. 1İlk Olarak Kaş Ekimi Öncesi ile Başlayalım Evet, arkadaşlar ilk resim olarak sizlere Atilla beyin kızının kaş ekimi öncesi durumunu göstermek istiyorum. Dikkat ederseniz kulağa yakın kısımda ciddi bir eksiklik oluşmuş. Yapacağımız ekimle bu eksikliği doğaldan farksız bir şekilde kapatacağız. 2Kaş Ekimi Hemen Sonrası Görünüm Şimdi ise 1-2 saat süren ekim sonrası ortaya çıkan görünüme göz atalım. Daha önce araştırma yaptıysanız mutlaka bilirsiniz. Ekim işlemi kanal açma ya da iğne ile delinerek yapılır. Doğal olması için önerilen kıl kalınlığındaki iğne ile yapılmasıdır. Kanal açılarak yapılan ekimlerden kaçının! Kanal açılarak yapılan ekimden hemen sonraki günlerde kılların görünemeyeceği kadar kanama olur, zemin neredeyse tamamen kanla ve pıhtıyla kaplı olur, bu da dramatik bir görünüm ortaya koyar. Kanal açılmadan iğne ile yapılan ekimlerden sonra kanama ve pıhtı minimaldir, öyle ki hasta işine geri dönebilecek kadar kabul edilebilir sonuç alınır. Yine kanal açılarak yapılan ekimlerde bölge serumla şişirildiği için gözlerde şişlik olur, iğne ile ekimde serumla şişirmeye ihtiyaç duyulmaz. İlerleyen Günlerde Nasıl Görüldüğüne Bakalım 1. Gün 2. Gün 3. Gün Yukarıda yer alan görselde ekimin hemen sonrası bile herhangi bir can sıkıcı görüntü olmadığını gördünüz. Yani sokağa çıkmanızı, işe gitmenizi engelleyecek bir görüntü yer almıyor. Şimdi ise ikinci üçüncü günlerdeki fotoğraflara dikkat ederseniz hafif bir şişlik olduğunu görebilirsiniz. Kanal açılarak yapılan ekimlerde bu günlerdeki şişlik o kadar abartılı olur ki gözler kapanır. Yine üçüncü günde hafif morluk görülmektedir. Morluk da kanal açılarak yapılan ekimlerden sonra daha belirgin olur. Ortaya çıkan bu hafif şişlik ve morluklar en kısa sürede yok olacak ve doğal haline dönecektir. Ekilen Kaşların Çıkış Açıları Önemlidir Kaş ekimi araştırması yaparken dikkat etmeniz gereken hususlardan biri de ekilen kaşların açısıdır. Uzun vadede sizi asıl ilgilendiren bu durumdur. Çünkü şişlik, morluk gibi sorunlar geçicidir. Fakat dik çıkan kaşlar siz onları yok edene kadar sinirinizi bozmaya devam edecektir. Özellikle trikoskopla çekilen fotoğrafa dikkat ederseniz ekilenler doğalda var olan kısa kıllardan bile daha yatay olduğunu görebilirsiniz. Diğer fotoğraflarda da yine çıkış açılarının doğala ne kadar uyumlu olduğunu görebilirsiniz. Trikoskop elektronik büyüteç ile alınan görüntüde bir diğer dikkat etmeniz gereken şey kaşların çıktığı noktada da derinin tamamen normal olduğu kanal açılarak yapılan ekimde olduğu gibi çukurluk veya tümseklik olmadığı görülmektedir. Kaş Ekimi Açısı Nasıl Ayarlanmalı? 25-35 derece yatay ayrıda üst iki sıra kulak memesine bakacak şekilde, alt iki sıra kulak tepesine bakacak şekilde olmalıdır. Yatay ekiyoruz diyerek 60-70 derece açılarla ekim felaketle sonuçlanır. Bir diğer dikkat edilmesi gereken açı da ekilecek kökün yere göre açısıdır. Şöyle ki; üst sıraya ekilenler kulak memesine doğru, yere göre 10-15 derece aşağı bakan açılarla, alt sıraya ekilecek kökler kulağın tepesine yani yere göre yukarı bakan 10-15 derece açılarla ekilmelidir. Kökler kaçlı ekilmiş ? ; Tamamı tekli olmalıdır 2-3 kök içeren greftler ekilirse sonuç güzel olmaz çünkü doğalda tamamı teklidir. Kaş Ekimi Planlaması Kişiye Özel Yapılmalıdır! Öncelikle planlama herkese göre standart yapılmak yerine kişiye özel olmalıdır. Kişinin yüz yapısına uygun olmalıdır. “Kalın kaş istiyorum” diye kalın ekim iyi olmayabilir. Ekilen kaş ne kadar kalın olursa doğal görünümden o kadar uzaklaşılır. Öncesine kıyasla anlamlı fark yakalanmış mı ? ; Elde edilen sonuç fark edilir olmalıdır. Resimler bu sorular açısından tatmin ediciyse yeterince resim var demektir, onlarcasını eklemeye gerek yoktur. Kalan Resimlere de Göz Atalım mı? Değerli arkadaşlar yazının geri kalan kısmında ilk 4 günlük süreci gördünüz şimdi ise ilk 10 gün ve sonrasına bakalım. Sonuç muhteşem olduğunu göreceksiniz. 4. Gün 5. Gün 7. Gün 9. Gün 10. Gün 21. Gün 35. Gün Evet, arkadaşlar yazının geri kalan kısmında Op. Dr. Atilla Kaya’nın kızına yapmış olduğu ekimden önce ve sonra görünümleri yer aldı. Şimdi ise dilerseniz birazda farklı ekimlerde görüntülere yer verelim. Kaş Şeklini Değiştirme Aşağıda görülen vakıada öncesi haline baktığımızda kişiye bezgin bir yüz ifadesi kattığını görürsünüz. Çözüm olarak kaşlarının olduğu alanın yukarısına yeni bir şekil belirlenmiş ve orası doldurulmuştur. Alt kısımda kalan eski cansız kıllar alınmıştır. Kişinin İsteği Doğrultusunda Yapılan Uzun Kaş Bu vaka uzun kaşa meraklı 72 yaşında bir kişidir. Zaman zaman daha da uzatmaktadır. Normalde bu yaşta çok ihtiyaç duyulmaz. Fakat hastanın ısrarı üzerine yapılmıştır. Aynı hastaya kulağa kadar uzayan pala bıyık ekimi yapılmıştır. Yara İzine Yapılan Kapatıcı Kaş Ekimi İnsanlar sadece güzel görünüm için değil, aynı zamanda kaza ve yanık izlerinin kapatılması içinde ekim yaptırmaktadır. İşte onlara bir örnek vakıa yara izi çok dikkat çekici olabilmektedir. Kalemle kapatılabilse de kalemin silinmesi ihtimali kişiyi rahatsız etmektedir. Ekli fotoğrafta yara izi tamama yakın kamufle edilebilmiştir. Kaştaki yara izini kamufle etmekte daha etkilisini düşünmek mümkün değildir. Doğru açılarla ekilmesi durumunda doğaldan ayırt etmek mümkün olmaz. Bu resim her kaş ekiminin aynı olmadığını, tecrübenin ve ayrıntılara uymanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Böyle bir sonuca katlanmamak için mutlaka öncesi araştırmanızı çok iyi yapın, asla aceleye getirmeyin ve daha önce yapılmış bir vakayı canlı görmeden karar vermeyin. Aşağıdaki fotoğrafı büyüterek dikkatle baktığınızda her birinin farklı açılarla çıktığını, greftlerin hepsinin tekli olması gerekirken 2-3-4 kök içeren greftlerden oluştuğunu, çok seyrek ve itici olduğunu görebilirsiniz. Estetik amaçlı işlem yaptıran kişi memnun olmak için yaptırır, piyasada yardımcı personellere yaptırılan vakaların sayısı arttıkça pişman olan, ekilenleri epilasyonla geri aldıran insanların sayısı da artmaktadır. Siz siz olun yeterince bilgi sahibi olduktan sonra ekim merkezleriyle görüşün ve size göre en kaliteli sonucu alacağınız yeri bulmaya çalışın. Bu sayfada gördüğünüz resimlerin sonuncusu hariç tümüyle kliniğimizde yapılan ekimler olup sıkça başka sitelerde görmeniz sizi şaşırtmasın çünkü bir çok klinik tarafından izinsiz kullanılmakta ve sanki kendi ekimleriymiş gibi yayınlamaktadırlar. Bu fotoğrafları görürseniz bilin ki bu siteden çalınmıştır. Haberler > Neden, Niçin, Nasıl? Merak Edilen Enteresan Sorulara Verilmiş 12 Aydınlatıcı Cevap - 0715 Cevabını merak ettiğiniz ama hiç araştırma gereği duymadığınız sorulara cevaplar veren çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgiler sizlerle... 1. Gece Görüşü Dürbünleri Nasıl Çalışır? Hemen hemen her obje -273 santigradın üzerinde olmak şartı ile belli miktarlarda foton yayar. Gece görüşü dürbünü ile baktığımızda çevremizde bulunan nesnelerden vs. yayılan fotonlar görüntü geliştirme tüpü içerisindeki elektronları tahrik eder. Bu tahrik sırasında elektronlar kopmaya başlar. Görüntü geliştirme tüpü içerisine uygulanan akım yardımı ile kopan elektronlar son derece hızlı bir biçimde tüp içerisinde bulunan fosfor kaplı yüzeye çarptırılır. Bu fosfor kaplı yüzey hızla çarpan elektronlarla ışımaya başlar. Bu işlem sonucu ışık insan gözünün görebileceği dalga boyunda foton yaratır. Bu işlemin sonucunda ortaya çıkan görüntü cihazın arkasında bulunan lens sistemi aracılığı ile göze iletilir. İşte bir gece görüşü dürbününde kullanılan adına görüntü geliştirme tüpü , görüntü yoğunlaştırma tüpü veya elektronik yoğunlaştırıcı tüp dediğimiz aslında gece görüşü dürbünlerinin kalbi sayılan bölümünün basit anlatımlı çalışma prensibi 2. Soğuk Yiyecekleri Hızlı Tükettiğimizde Neden Beynimiz Donar? Ağzımızın çeperleri damar ağlarıyla kaplıdır. Bu damarlar özellikle beyni besleyen atardamarlardır. Soğuk yiyecekleri hızlı yediğimizde ağzımızın içinin sıcaklığı çok hızlı değişir. Bu durum damarların hızla daralmasına ve ardından genişlemesine neden olur. Soğuk besinlerin sebep olduğu baş ağrısının nedeninin bu durum olduğu milyarlarca sinir hücresi olmasına rağmen acı reseptörlerine sahip olmadığı için aslında beynimiz acıyı hissetmez. Ancak beyni besleyen atardamarlardaki daralma ve genişleme, beynin dışını saran beyin zarındaki acı reseptörleri tarafından algılanır ve bu durum beyin tarafından ağrı olarak 3. Kutup Ayılarının Gerçekte Siyah Oldukları Doğru mu? Aslında kutup ayılarının kürkleri şeffaf, yani renksiz. Ama tıpkı saydam olan bulutları da beyaz görüyor olmamız gibi, bu oluşumlar gözümüze ışığı geri yolladığı için beyaz renk olarak yansıyor. Kutup ayılarının tüylerinin şeffaf olmasının tek sebebi, kolay kamufle olabilmelerini yansıdığı gibi değerlendirecek olursak, kutup ayılarının kesinlikle beyaz olduğunu söylememiz gerekir. Ama bilimsel olarak bir değerlendirme yapmamız gerekirse, kutup ayılarının tenleri siyahtır. Tüyleri de şeffaf olduğu için, gerçekte siyah olduklarını söyleyebiliriz. Ancak biz yoğun tüylerin altında gizlenmiş olan derilerini asla 4. Yağ Oranını Veren Tartılar Nasıl Çalışıyor? Ayaklarınızı tartı platosunun üzerindeki metalik elektrotlara koyduğunuz zaman, vücudunuzdan düşük yoğunlukta bir elektrik akımı geçiyor. Organizmadaki yağın varlığına göre, bu elektrik akımının direnci değişiklikler gösteriyor. Çünkü yaklaşık yüzde 70 oranında su içeren yağsız kütlelerde elektrik akımı daha kolay iletilirken, yağlı kütlede daha güçlü bir direnç ile karşılaşıyor. Alet bu direnci tahlil ettikten sonra, kişinin yaşına, boyunun uzunluğuna ve cinsiyetine göre, bedendeki yağ miktarını bir oran olarak 5. Emniyet Kemeri Nasıl Olur da Sadece Hızlı Çekildiğinde Kilitlenir? Emniyet kemerinin sarılma ve salınma miktarını kontrol eden dişlinin altında ufak bir kilit mekanizması bulunur. Kemer çok hızlı bir şekilde çekildiğinde veya kaza anında, bu kilit mekanizmasının bir parçası olan genelde gümüş renkli bir bilye ileri doğru fırlar. Bu fırlama hareketi sırasında, mekanizma içerisindeki kilit de yukarı doğru itilir ve kemeri salınımını kontrol eden dişliye takılıp kalır. İşte bu noktada kemer kilitlenip olduğu yerde kalır, böylece yolcu ileri doğru fırlamaktan kurtulur. Yavaş çekildiğinde de tahmin edileceği üzere bilye ileri fırlamaz ve uzunluğunu istenilen şekilde kolayca 6. Güneşte Cildimizin Rengi Koyulaşırken Saçımızın Rengi Neden Açılır? Cilde rengini veren melanin derideki melanosit olarak isimlendirilen hücreler tarafından üretilir. Güneş ışınlarının etkisiyle cilt renginde ortaya çıkan koyulaşmanın temel nedeni, güneş ışınlarına maruz kalındığında ciltteki melanosit hücrelerinin deriyi koruma amaçlı daha fazla melanin pigmenti üretmeye kökü, saçın biyokimyasal süreçlerin gerçekleştiği canlı olan bölümüdür. Saç kökünün içinde büyümeye başlayan saç tellerinin yapısındaki melanin pigmenti saça rengini verir. Morötesi dalga boyundaki ışınlar melanin pigmentinin kimyasal yapısında değişimlere yol açar. Saç telinin içinde herhangi bir biyokimyasal süreç gerçekleşmediği için saçın renginde açılmaya neden olan bu durum saç uzayana kadar 7. Neden İkiz Doğumu Sayısı Artıyor? 2014 yılında ABD’de her 1000 doğumdan 34’ü ikiz. 2013 yılından ise bu sayı idi. Ancak asıl can alıcı kısım 1980 yılında ikiz doğumunun her 1000 doğumdan 19’una denk geliyor olması. Öyle görünüyor ki bunun en muhtemel sebebi gelişen üremeye yardımcı yöntemler. Tüp bebek yönteminin gelişmesi ile ikiz sayısının artması da yakından alakalı. Bunun en büyük nedeni, doktorların en az birisi yaşar ümidiyle birden fazla embriyoyu döllemesi. Yöntem başarılı olunca da ikiz sayısında artış kaçınılmaz oldu. Ayrıca 2013 yılında yer 100 bebekten 2'si tüp bebek yöntemi ile dünyaya başka faktörler de mevcut. Mesela annenin ideal yaşın üstünde olması beraberinde hormon farklılıklarını getirebilir ve bu da bir seferde birden fazla yumurtanın üretilmesine yol açıyor olabilir. Kaynak 8. Plütonyum Bir Metal Olduğu Halde Neden Mıknatısa Yapışmaz? Plütonyum bir metaldir, ancak bir mıknatısa tutunmaz; bu da on yıllardır bilim adamlarının kafasını metallerde en dış orbitallerdeki elektron sayısı sabittir – örneğin bakırda, bu sayı 1 iken demirde dış orbitaller 2 elektron barındırır. Plütonyumun elektronlarının temel halde nasıl olduğunu görmek için, bir araştırma ekibi, bir plütonyum numunesi üzerine nötron ışın demeti yollamış. Böylece plütonyumun temel halde dış kabukta 4, 5 veya 6 elektron içerebileceğini ve bu rakamın sürekli olarak değiştiğini gözlemlemişler. Metaller kararlı yapıda oldukları halde son yörüngesindeki bu değişken yapı mıknatısa yapışmama olarak sonuçlanabiliyor yorumu 9. Bir İnsanın Kan Grubu Değişebilir mi? Kan hücrelerinin büyük kısmı bazı kemiklerin içindeki boşluklarda bulunan ve süngerimsi bir yapıya sahip olan kemik iliği tarafından üretilir. Bir insanın kan grubu kemik iliği nakli sonrası iliği naklinde hastaya önce yüksek dozda kemoterapi ya da radyasyon verilerek kendi kemik iliğinin işlevini kaybetmesi sağlanır ve hastalıklı kan hücreleri yok edilir. Daha sonra vericiden alınan kemik iliği kök hücreleri hastaya nakledilir. Kan hücreleri nakilden sonra vericiden gelen kemik iliği tarafından üretildiği için hastanın kan grubu birkaç hafta içinde vericinin kan grubuna naklinin yanı sıra çok nadir de olsa bazı hastalıklar kan grubunun değişmesine neden olabilir. Kaynak 10. Maymunlar Neden İnsanlar Gibi Konuşamıyor? Princeton University’den araştırmacılar; Emiliano isimli uzun kuyruklu bir erkek makak maymunun ses sistemine dair X-ray görüntülerini ve videolarını kullandı. Baryum-temelli kontrast madde yardımıyla, araştırma ekibi, çeşitli sesler ve çağrılar oluşturdukça, Emiliano’nun bütün vokal sisteminin görsel bir profilini oluşturdu. Bu ölçümlerin ardından, ekip, eğer Emiliano söyleyebilseydi; “Will you marry me?” Benimle evlenir misin? cümlesini nasıl söyleyeceğini oluşturdu. O ses araştırma; maymunların vokal sistemlerinin anatomisi, teorik anlamda 5 temel ses çıkarabilme kapasitesinde olduklarını gösteriyor. Ve görünüşe göre, pek çok insan dilinin temel aldığı bu sesler kullanılarak akıllı cümleler oluşturulabilir. Ancak, beyinleri öğrenebilme ve konuşmadan sorumlu motor eylemleri sergileme kapasitesine sahip olmadıkları için bu durum imkansız gibi 11. Kadınlar Yüksek Topuklu Giymeye Nasıl Başladı? 16. yüzyılda başlayan bu gelişimin öncüleri erkeklerdi. Erkeklerin yüksek topuklu ayakkabı giymelerinin sebebi başlangıçta ata daha rahat binmekti. Bir süre sonra Avrupa'da insanların yaşamaya başladıkları yoksulluk yılları yüksek topuğa olan gereksinimi daha da arttırdı. Çünkü büyük şehirlerin caddeleri çöpten, insan ve hayvan pisliklerinden geçilmiyordu. Yerden 5-6 cm yükseltilmiş ayakkabılar hem kişileri pisliklerden uzak tutuyor hem de asiller kendilerini halkın bastığı yerden biraz daha uzaklaşmış yüzyılda Fransız kadınları yükseklikleri neredeyse 8-9 cm'ye varan işlemeli, kabartmalı ayakkabılar giyerlerken modayı Fransa'dan takip eden Amerikalı kadınlar da bu tip ayakkabıları giymekte gecikmediler. Zaman geçtikçe, kadınların ayakkabıları daralıp, incelip, topukları yükseldikçe, erkeklerin ayakkabıları da o derecede kabalaştı ve topukları iyice alçaldı. 1900'lü yılların başlarına gelindiğinde, zarif ve yüksek topuklu ayakkabı sadece kadını 12. Silah Susturucuları Nasıl Çalışır? Örneğin bir balonu iğneyle patlatırsanız büyük bir patlama sesi çıkar ama balonun ağzını açarak havanın dışarı yavaşça çıkmasını sağlarsanız ses azalır. Susturucunun çalışma prensibi de bu kurşunun fırlatılabilmesi için kurşunun arkasındaki barut ateşlenir, barutun yanmasıyla sıcak gaz basınç yapar ve kurşun basıncın etkisiyle ileri doğru fırlatılır. Kurşun namludan çıktığında sanki şampanya şişesinin mantarı açılıyormuş gibi bir durum oluşur. Kurşunun ardında yaklaşık 3000 psi gibi büyük bir basınç vardır, kurşun ateşlendiğinde çıkan yüksek ses de esas olarak buradan namlunun ucuna vidalanır ve namlunun 20-30 katı büyüklüğünde hacme sahiptir. Susturucu takıldığında namludan çıkan basınç susturucu içerisinde birikir böylece sıcak gazın basıncı düşer ve namluda 60 psi gibi bir basınç kalır. Bu sayede tabancadan çıkan ses Soru Soruyu soran Misafir Tarih 2010-10-11 Okunma sayısı 12098 homo sapiens, afrika'dan ilk defa 60 bin yıl önce çıkarafrika'da evrildiğini düşündüğümüz homo sapiensler, 60 bin yıl öncesine kadar afrika'dan hiç dışarı çıkmamıştı. yaklaşık 300 bin yıl önce ortaya çıktığını tahmin ettiğimiz, belgelerin ise 200 bin yıl önceye kadar götürebildiği homo sapiens, ne oldu da 60 bin yıl önce göç etmeyi akıl etmişti? her şey gibi, bilmiyoruz! ama her şey gibi, teorilerimiz var! genetik çalışmalar, homo sapiens nüfusunun bu dönemlerde, türü 'soyu tükenme tehlikesinde olan tür' kılacak kadar, büyük bir azalma yaşadığına işaret etmektedir. tüm homo sapiens nüfusu, 10 binden aşağıya kadar gelmişti, yani bayburt'un onda biri kadar bir şey! homo sapiens kıyımını kimin niçin nasıl gerçekleştirdiğine dair en iyi tahminimiz, iklim yönünde. homo sapiens o dönemde buz devri'nde olduğu için, ve 60 bin yıl öncesi buz devri'nin sonlarına denk geldiği için, buz devri de sona yaklaştıkça soğukluk arttığı için, türümüzün can sıkıcı saatlere maruz kaldığını düşünebiliriz. her halükarda, bu günlerden kurtuldukkurtulurken izlediğimiz yol avrasya'ya doğru olmuştur. avrasya'nın ilk halkı, buraya yemen ve cibuti'yi günümüzde ayıran, geçmişte ise muhtemelen birleştiren bab'ül mendep boğazından gelmiş olmalıdır. bab'ül mendep boğazını geçen ilk göçmenler, kıyılardan devam edip hindistan'a, oradan endonezya'ya, oradan da en geç 50 bin yıl önce avustralya'ya geçip avustralya'nın yerlilerini oluşturmuşlardır. avustralya yerlilerinin yeni gine yerlileriyle genetik benzerlikler taşıması da yeni gine'nin o dönemlerde avustralya'yla birleşik olduğunu oluşturdukları kıtaya da sahul kıtası derler, birbirlerinden 8 bin yıl önce ayrıldıklarını gösterir. sahul kıtası, yeni gine hariç düz bir coğrafyaya sahipti. toprakları bereketsiz, iklimi de yağışsızdı. daha önce bir parçası olduğu gondwanaland kıtasından 100 milyon yıl önce kopunca, keseli hayvanlar faunasını da kendisiyle götürmüştür. o yüzden avustralya’nın hayvan ve bitki yapısı karakteristiktir. konuya dönersek, genetik dışında arkeolojik belgeler de vardır elbettemesela avustralya'nın kuzey toprakları'nda, 55 bin yıl önceye ait taş barınaklar bulunmuştur, ama avustralya'daki en eski insan fosilleri 10 bin yıl öncesine aittir. bu göçmenlerin avustralya'da köklü değişikliklere sebep olduklarını da görürüz. yaklaşık 45 bin yıl önce, kuş ve büyük memeli hayvan türlerinin %60'ının soyunun tükendiğini görüyoruz. bunun nedeninin bölgede çıkan yangınlar yüzünden olduğu düşünülür, ve muhtemelen bunun sorumlusu da insanlardı. avustralyalı arkeolog rhys jones 1941-2001, avustralyalı yerlilerin bu ateşli hareketliliklerini "firestick farming" dediği, yani 'ateş çubuğu tarımı' dediği bir yöntemle ilişkilendirir. firestick nedir? hani bir çubuğu iki elinin arasına alıp sürtünmeyle ateş yakma meselesi var ya, heh oradaki çubuktur işte ateş çubuğu. firestick farming ise, kısaca, ateş yakarak çevreyi çeşitli amaçlar uğruna değişime uğratmaktır. avustralya yerlileri, ateş kullanarak kontrolsüz yangınlara bir sınır koymuş ve yeni bitkilerin büyümesini tetiklemişlerdir. yeni bitkiler de, öteki hayvanların avlamaya meraklı olduğu kanguruları bölgeye çekmiş, insanların kanguruları bir yem olarak kullanmasına sebep olmuştur. lakin nihayetinde avustralya'nın kuraklığa dayanıklı ormanları yok olur ve onların tahtına ökaliptus ağacı gibi günümüzdeki ateşe dayanıklı bitkiler geçer. neyse, bunlar avustralya'da yaşamlarını sürerken 50 bin yıl önce afrika'dan ikinci bir grup çıkış yaparyani, afrika'dan iki ayrı grup çıkmıştır, biri avustralya yerlilerini oluşturmuş, öteki de amerika dahil geri kalan hepsini. zira, 2011'de yapılan bir araştırmaya göre, avustralya yerlilerinin genleri, avrupalı ve asyalılardan çok, afrikalıların genlerine yakındır. eskiden, afrika'dan sadece bir grup insanın çıktığı düşünülürken, bu keşifle birlikte bu teori gümbürtüye grup, afrika'dan çıkınca ilk önce orta doğu'ya yerleşir, sonra da oralardan bölünüp kimisi asya'ya, kimisi avrupa'ya, kimisi kuzey afrika'ya gider, kimisi de hiçbir yere gitmez. orta doğu'daki bu ikinci gruptan orta asya'ya geçmiş bir grup, gazını alamayarak doğuya yardırmış, amerika ve asya'yı o zamanlar birbirine bağlayan bering boğazı'ndan 20 bin yıl önce geçerek taa amerika'ya gelmişler, sonra güney'e doğru giderek güney amerika'ya ulaşmışlardır. avrupa'ya gelirsek, ikinci grup orta doğu'dan en geç 45 bin yıl önce ulaşmıştır avrupa'ya. ama direkt değil, ilk önce orta asya'ya gitmişler, avrupa'ya oradan geçmişlerdir. sonra, avrupa'dan ingiltere'ye geçen bir grup çok geçmeden ingiltere iklimine dayanamayıp 25 bin yıl önce avrupa'ya geri döner. 12 bin yıl önceye kadar ingiltere'de bir yerleşmeye rastlamıyoruz. 12 bin yıl önce, buzlar eriyip sıcaklıklar artmaya başlayınca ingiltere'ye tekrardan geçişler başlar. 12 bin yıldan günümüze, buzulların ilginç yanı, arap yarımadası'nın güneydoğusundaki umman'da 106 bin yıl öncesine ait mızrak uçları keşfedilmiştir, bu da afrika'dan çıkışın tarihini geçmişe götürür. lakin bunların genleri günümüze kadar ulaşmadığı için, yani atalarımız olmadıkları için, ölmüş olduklarını varsayabiliriz. kendilerine nubiya orta taş çağı uygarlığı denir, merak eden varsa. bulunan mızrak uçları, nubiya kompleksi olarak bilinen, afrika'daki nil vadisinde yaşamış göçebe avcı-toplayıcıların mızrak ucu işleme yöntemlerine benzer. Amerikan Yerlileri, Amerika'nın Keşfinden Çok Daha Öncesinde Bu Kıtaya Nasıl Ulaştı? Arkadaşlar soru çözmede bildiğiniz teknikler, taktikler, mükemmel yöntemler, süper yollar, ipucular, hileler vs. burada paylaşalım. ilk benden Matematik Mesala bir işlem verirler x+4/xkare+4x+4..... vb gibi sorular verir; en sade hali?, vb. gibi cevabını ister. Böyle sorularda en iyi ve kolay yöntem x'e değer verin arkadaşlar. x,y,a herneyse değer verip öyle çözmenizi öneririm. Geometri Bu benim bulduğum ve hep yaptığım bir geometride kenar uzunluğuyla ilgili sorularda uçlu kalemin ucuyla çözüyorum ve %90 doğru çıkıyor D. nasıl olduğunu resme bakın. Tarih Tarih te ezbere bilgiye gerek yok. şıklara bak ve soruda verilen bilgiyle alakası varmı yokmu ona soruda yukarıda bilgi vermiş, şıklarda yukarıdaki bilgiyle çakışıyor mu ona yöntemle en az 10 net yaparsınız. örnek verim; Sizlerde bildiklerinizi paylaşın. Soruya besmele çekerek başlamak lazım geometride kullandığın teknik seni birçok soruda yarı yolda bırakır. şekil her zaman düzgün olmaz, aldatıcı olabilir. ben integral sorularını kalem oynatmadan çözerdim, öss'de de öyle oldu sırf cevabın işaretini tahmin ederek en az 2 şık eleniyor zaten, kalanını da katsayısını tahmin ederek yapıyordum tabi normal yoldan da çözüyordum, çözebiliyorken neden riske atayım sağolsun üniversitede de işe yarıyor tebrikler çok güzel saçmaladınız Öncüllü sorular için kuşkusuz en iyi yöntem, emin olduğumuz ve seçtiğimiz öncülün bulunduğu şıklar arasında gezinmek. Yanlış olduğundan emin olduğumuz öncüllerin olduğu şıkları direk elemek. Bu bazen öyle işe yarıyor ki. Diğer öncüllerle ilgili bir şey bilmeseniz bile sizi cevaba götürebiliyor. İşçi ve havuz problemlerindeki senaryolar hep dalga konusu olmuştur. Hâlbuki bu soruların çözümü kolay. Bu tür problemleri hız problemi gibi çözebiliriz. x = x ==> İş miktarı V ==> Hız t ==> İş için geçen süre Ali bir işi 5 günde tamamlıyor. Veli aynı işi 10 günde tamamlıyor. Ali ile Veli aynı işin yarısını kaç günde tamamlar? Ali'nin hızı A, Veli'nin hızı V olsun. A . 5 = x V . 10 = x A = x/5, V = x/10 çıkar. "Birlikte" dediği zaman hızları toplarız. A+V.t'=x/2 ==> 3x/ x'leri götürüp t' süresini buluruz. Havuz problemleri de böyle çözülebilir. Boşaltan musluğun hızını çıkartacağız yalnız. quoteOrjinalden alıntı hashus1099 geometride kullandığın teknik seni birçok soruda yarı yolda bırakır. şekil her zaman düzgün olmaz, aldatıcı olabilir. ben integral sorularını kalem oynatmadan çözerdim, öss'de de öyle oldu sırf cevabın işaretini tahmin ederek en az 2 şık eleniyor zaten, kalanını da katsayısını tahmin ederek yapıyordum tabi normal yoldan da çözüyordum, çözebiliyorken neden riske atayım sağolsun üniversitede de işe yarıyor evet geometride kullandığım teknik aldatıcı olabilir ama bende öyle sorularda şans var genelinde doğru cevabı tutturabiliyorum. integral nasıl çözdüğünü anlatabilirmisin veya gösterebilirsen bir örnek şimdi net birşey diyemeyeceğim integral konusunda, biraz hisse biraz da bilgiye dayanıyor. calculus 1 ve 2. vizelerde büyük işe yaradı. vizeler %50 etkiliyor başarı notum şuanda 31,2 ortalama ise 16 integralin içine bakarsın, dışarı nasıl çıkar, işareti ne olur bunu kestirmeye çalışırsın vs örnek bulursam gösteririm de, öss soruları çok kek oluyor çözülüyor onlar. eywellah. integrali unutmuşum integrali biraz öğrenim senin taktiğini öğrenecem D Geometri hocamız derdi çözemediğin soru benzerliktir diye. Böyle ilk başta soruyu çözemezseniz tıkanırsanız direk açılara gidin bakın neler oluyor. Test edildi onaylandı. f gördüğün yere ma yazıcan quoteOrjinalden alıntı hashus1099 şimdi net birşey diyemeyeceğim integral konusunda, biraz hisse biraz da bilgiye dayanıyor. calculus 1 ve 2. vizelerde büyük işe yaradı. vizeler %50 etkiliyor başarı notum şuanda 31,2 ortalama ise 16 integralin içine bakarsın, dışarı nasıl çıkar, işareti ne olur bunu kestirmeye çalışırsın vs örnek bulursam gösteririm de, öss soruları çok kek oluyor çözülüyor onlar. integral gerçekten kolay konumu yahu? quoteOrjinalden alıntı hashus1099 geometride kullandığın teknik seni birçok soruda yarı yolda bırakır. şekil her zaman düzgün olmaz, aldatıcı olabilir. ben integral sorularını kalem oynatmadan çözerdim, öss'de de öyle oldu sırf cevabın işaretini tahmin ederek en az 2 şık eleniyor zaten, kalanını da katsayısını tahmin ederek yapıyordum tabi normal yoldan da çözüyordum, çözebiliyorken neden riske atayım sağolsun üniversitede de işe yarıyor Haklısın Oks de bile kenar büyüklüklüri sıralama sorularında 60 derecenin karşısındaki kenar 20 derecelik kenardan kısa eskiden millet açıölçer alıp geliyordu sınava mebde ösym de akıllandı başka yok mu teknik bilen Denklem ve eşitsizlik sorularında da uygunluğa göre şıklarda ki değerleri yerine koyup sağlamasını yapınca sonuca ulaşılabilir Özel tanımlı fonksiyon sorularında grafik soruluyorsa herhâlde herkes nasıl çözüldüğü biliyordur. Sadece şıkları eleme. Başka bir şey yok. Okulda yazılılarda, sınav klasik olduğu için uyuz uyuz tanım aralıklarını bulmaya çalışıp, çizip, istenen koşulları tarıyoruz da. Bu sene kesin parabol sorusu gelecek, basit olur zaten quoteOrjinalden alıntı Snaqe Bu sene kesin parabol sorusu gelecek, basit olur zaten Hocam bu parabol çözümünde de kolay bir yöntem var mı acaba quoteOrjinalden alıntı hunter_kabus quoteOrjinalden alıntı Snaqe Bu sene kesin parabol sorusu gelecek, basit olur zaten Hocam bu parabol çözümünde de kolay bir yöntem var mı acaba Eksenleri kesen noktaları bulma, tepe noktasını bulma, simetri eksenini bulma, parabolün denklemini oluşturma, diskriminanta göre parabolün durumunu belirleme gibi klasik şeyler için normal parabol formüllerini uygulayabilirsin. Parabolün kendi mantığı zaten zor değildir. Parabol basit bir konu. Öğreneceğin 2-3 formül var, onlar da kafana oturur hemen. Bir de analitik düzlem mantığı. İşte eğer ikinci dereceden denklemin 2 tane farklı kökü varsa, parabolün kolları da buna göre x eksenini 2 farklı noktada kesmesi gerekiyor, ya da hiç reel kökü yoksa hiç kesmemesi gerekiyor gibi. Bunlara üretilebilecek alternatif kolay yöntemler yok. Ama, "teğet ve en yakın nokta" soruları var, bunların parabollü normal çözümü var, bir de türevle çözümü var. Parabollü çözüm biraz uzun ve gıcık sayılar çıkabilir. fx=-2x^2+5x+3 parabolünün grafiğinin, y=2x+3 doğrusuna en yakın noktası nedir? Parabolün, doğruya en yakın noktası, o doğruya paralel olan ve bu en yakın noktadan teğet geçen bir doğru üzerinde olması gerekiyor, değil mi? y=2x+n olsun. Eğim aynı olacak ya, sabit değişir ama x'in katsayısı aynı. Parabol ile bu sonradan çıkan teğet doğru birbirine teğetse, y'ler eşitlenip çıkan ifadede diskriminant sıfır olmalı, değil mi? Burada 4ac-b^2 bağıntısından n'yi bulursun. Daha sonra yine y'leri eşitlediğimizde çıkan ifadenin köklerini bulursun. Bu en yakın noktanın apsisi, denklemde yerine koyup ordinatı bulursun. Bu kadar uzun çözüme gerek yok. Türevli bir çözümü var ki bunu Lise 4'te türevde de detaylıca görüyoruz. Yine o en yakın nokta, doğruya paralel olan ve parabole x=a noktasından çizilerek teğet olan y=2x+n'den geçsin. Bu şu demek, fx'in türevinin a için değeri, 2 olacak. 1. türevin geometrik yorumu f'x = -4x + 5 değil mi? x yerine a koyarız. Bu x=a'dan çizilen teğetin eğimini verecek, yani 2 olacak. Buradan a'yı buluruz. Denklemde yerine koyarak ordinatı buluruz. Nokta çıkar. Düzenleme Şekille daha iyi anlaşılır. eeyw güzel teknikler. bilgiler için saolasın alacakaranlık Sayfaya Git Sayfa

kök 60 dışarı nasıl çıkar