D68fTm. Safranbolu güzelliğini 17. yüzyılda Yunanistan’dan başlayıp Karadeniz’e uzanan bir ticaret yolu üzerinde olmasına borçlu. 18. yüzyıl itibariyle bu işten zengin olan tüccarlar kendilerine hem kasabanın Çarşı diye bilinen kısmında hem de yazın sıcağında dağlardan esen rüzgârın keyfini sürebilecekleri Bağlar mevkiinde büyük konaklar yaptırmışlar. Bu evlerin bazıları, özellikle Çarşı’dakiler bugün de ayakta. Konaklara yapacağınız ziyaret artık geçmişte kalmış hayat tarzlarına göz atma fırsatı sunacak. Antik devirde Paflagonya olarak bilinen bölgedeki Safranbolu’nun tarihi, MÖ 3000’li yıllara kadar dayanıyor. Yörede Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Pondlar, Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar sırasıyla hâkimiyet kurmuş. 1196 yılında Türklerin eline geçmiş; 1423’ten itibaren ise Osmanlı egemenliğine ÇarşısıSAFRANBOLU EVLERİ Evlerin tümü ahşap malzeme kullanılarak yapılmış, çoğu da üç katlı. En üst katının bir alttakinden çıkık olarak yapılması ise evlere daha heybetli bir görüntü evlerine ilk girdiğinizde etraf gözünüze boş görünebilir. Ailenin gün boyunca oturduğu sedirler, dolaplardan çıkarılan döşekler ile gece yatak olarak kullanılırmış. Yemek zamanı ise ortaya tepsi benzeri yer masaları konurmuş. Bu evler 7-8 odalı, dolayısıyla ferah ve nesiller boyu yaşamaya müsait konaklar. Odalarında hamamlık denilen kısımlar, gizli gusülhaneler yer alıyor. Evler bahçeli. Bir de taşlık’ denilen bölümleri mevcut. Ev sakinleri, ağırlıklı olarak vakitlerini bu taşlıklarda evlerinin bir diğer özelliği, dışarıdan gelenlerin yüzme havuzu zannettiği büyük su havuzları. Aslında bu havuzların görevi odaları soğutmak ve akan suyun dingin sesini evin içine yaymakmış. Geçmişi 1830’lara dayanan Asmazlar Konağı Hoteli’ne zemin katın büyük bölümünü kaplayan muhteşem havuzunun kenarında bir çay içmek için uğrayın, buna TerasıÇARŞISafranbolu’yu ziyaret etmenin ana nedenlerinden biri evleri olsa bile pazarı kolaçan etmek bir o kadar eğlenceli. En çok ziyaret edilen yer ise bir zamanlar deri ayakkabı imalatçılarının olduğu Yemeniciler Arastası. Burada muhakkak kahve keyfi yapın. Safranbolu’nun eyer imalatçılarını, bakırcılarını ve diğer zanaatkârlarını çalışırken görmek için kalabalıktan uzaklaşmak ve Arasta’nın arka sokaklarını keşfetmek zorundasınız. Cinci Han kasabanın merkezinde yer alıyor. Bu devasa kervansarayın yanındaki Cinci Hamamı da görülmeye değer eserler arasında KemeriYÖRÜK KÖYÇoğu ziyaretçi Safranbolu’da mutlaka bir gece geçirir, vaktiniz varsa Yörük Köy’ü ziyaret etmenizi öneririm. 11 kilometrelik bir mesafede olan köyün arnavutkaldırımlı sokaklarında dolaşıp mimarisinin tadını çıkarabilirsiniz. Eski çamaşırhane köyde görülmesi gereken yerlerden biri. Safranbolu’ya dönüş yolunda kuyu kebabı tatmak için Kadıefendi veya Çevrikköprü restoranlarına uğramayı ihmal mutfağının en bilindik lezzeti, pek çok ödülle de taçlandırılmış olan Safranlı Zerde’. Pirinç, tozşeker, su ve elbette safranla yapılan zerde, bazen nar, bazen fıstık ama genellikle kuşüzümü ile süsleniyor. Zerdeyi Bağlar gazozu eşliğinde yiyin. Keşkek, perohi, etli yaprak sarması, Rumeli mantısı, Safranbolu bükmesi, safranlı pilav ile servis edilen kuyu kebabı ise diğer tatmanız gereken lezzetler. Yemek için içki servisi de yapan Taş Ev, meyhane gibi olan Abdi’nin Yeri, yöresel yemekler yapan Kazan Ocağı ve İmren’i tavsiye ederim. Özel davetler için Gül Evi’nin atmosferi çok KöyüGÖRMEDEN DÖNMEYİN1904 yılında yaptırılan, 1976 yılında tamamen yanan, 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu tamamlanarak halka açılan görkemli taş bina Eski Hükümet Konağı günümüzde Kent Tarihi Müzesi olarak kullanılıyor. Arkasında Anadolu’da yapılan ilk saat kulesi olma özelliğini taşıyan saat kulesi Osmanlı mimarisini gözler önüne seren Safranbolu evlerini seyre dalabileceğiniz, hoş fotoğraf kareleri yakalayabileceğiniz Hıdırlık Tepesi’nde bir kahve için. Hıdırlık Yokuşu Sokağı’ndaki Kaymakamlar Evi’ne Sahibi Safranbolu Kışlası kumandanı Hacı Mehmet Efendi’ye yarbay anlamında Kaim-Makam’ denilmesiyle, zamanla ev bu isimle anılır olmuş bir göz Konağı, konaklayabileceğiniz yerlerden yılında yaptırılan, üç katlı Mümtazlar Konağı 4 bin ahşap parçadan meydana gelen tavan süslemesi ile dikkat çekiyor. Köprülü Mehmet Paşa Camii’ne ve avlusunda bulunan güneş saatine bir göz atın. Tabakhane Camii’nin etrafı çok güzel. Önündeki asansör yöreye hiç yakışmasa da Taş Değirmen huzur dolu bir yer. Muazzam bir kiliseyken camiye çevrilen yapıyı gördükten sonra Adalar Cafe’den Safranbolu manzarasını seyredin. Sonra da yanındaki merdivenlerden aşağıya 10 kilometre kadar kuzey batısında yer alan, sarkıt ve dikitlerle dolu Bulak Mencilis Mağarası’nı ziyaret edebilirsiniz. Türkiye’nin dördüncü, Karadeniz Bölgesi’nin ise ikinci büyük mağarası olarak bilinen ve günümüzden 65 ila 200 milyon yıl önce oluştuğu düşünülen bu yer aynı zamanda Türkiye’nin turizme açılan en uzun ÇarşısıNELER ALMALIYöreye merhabayı ya da vedayı Safranbolu Lokumu ile yapın derim. Safran Tat benim sevdiğim mekânlardan. Fındıklı, safranlı, güllü ve sakızlı lokumları meşhur. Sevdiklerinize götürmek için en tatlı’ hediye bence. Fazla şekerli olmadığı için Safranbolu Lokumu’ hafif bulunuyor ve tercih ediliyor. Her sene eylül ayında bağbozumu şenlikleriyle hasadı yapılan çavuşüzümü de alınması gerekenlerden. Bakırcılar Çarşısı’nı da unutmayalım. Gül EviNEREDE KALINIRSafranbolu’da en çok Çarşı’da bulunan Gül Evi’ni 0370 725 46 45 sevdim. Sahiplerinin rafine zevkleri mekâna yansımış. Yemyeşil bahçede, fonda klasik müzik çalarken keyif yapın. Bağlar’daki Safir Konak’ın 0370 712 70 60 yemekleri de iyi. İmren Lokum Konak 0370 725 23 24, Aygür Otel 0370 712 78 78, Gökçüoğlu Konağı 0370 712 81 53, Çeşmeli Konağı 0370 725 44 55, Havuzlu Asmazlar Konağı 0370 725 28 83 ve Yörük Köy’deki Tarihi Yörük Pansiyon 0370 737 21 53 konaklayabileceğiniz tesisler arasında.
Tarihçi, İstanbul Elçisi, Yazar Saffet Emre Tonguç’un 15. kitabı İstanbul ve Gece’nin lansmanı İş Bankası Maximum Kart desteğiyle gerçekleştirildi. Boyut & One’s Media tarafından yayınlanan koleksiyon niteliğindeki kitap ile birlikte sesli yürüyüş turu uygulaması Piri de tanıtıldı. İstanbul ve Gece Son üç yıldır İstanbul’un her yerinden gece çekilen fotoğraflarla hazırlanan “İstanbul ve Gece” kitabı, 15 Aralık akşamı verilen davetle tanıtıldı. Tarihçi, İstanbul Elçisi, Yazar Saffet Emre Tonguç’un 15. kitabı İstanbul ve Gece’de, şehrin gece fotoğrafları ile tarihi bilgileri ve hikayeleri yer alıyor. 456 sayfalık kitap, İstanbul’un 7 tepesini de, gökdelenlerin değiştirdiği yeni yüzünü de anlatıyor. Ayasofya’da Bir Gece Tanıtım gecesine cemiyet, sanat ve medya dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Tonguç, Sacred7 Travel aracılığıyla özel olarak açılan Ayasofya’yı, birbirinden ilginç bilgiler eşliğinde anlattı. Sesli Turla Sultanahmet... Sen gez, Piri anlatsın. Gecede, kısa süre önce lansmanı yapılan sesli yürüyüş turu uygulaması Piri de tanıtıldı. Kullanıcıların İstanbul’un hiç bilinmeyen hikayelerini Saffet Emre Tonguç’tan dinleyerek gezmenizi sağlayan sesli yürüyüş turu uygulaması Piri YGA Mezunlarının kurduğu Poi Labs girişiminin bir ürünü. Uygulama içerisinde İş Bankası desteği ile hayata geçirilen turlardan Tarihi Yarımada turu da yeralıyor. Konuklar, açılış kokteylinin verildiği Four Seasons Sultanahmet’ten turun yapılacağı Ayasofya’ya geçerek Piri uygulamasıyla Tonguç’un sesinden Tarihi Yarımada’yı dinlediler. Akıllı telefonlara indirilebilen turlar sayesinde, dileyen herkesin İstanbul’u tanıması ve sevmesi amaçlanıyor. Saffet Emre Tonguç’un anlatımı eşliğinde şehrin keşfedilmesini sağlayan Piri ile Karaköy, Tarihi Yarımada, Cihangir-Çukurcuma ve Galata-Beyoğlu gibi İstanbul’un en değerli yerleri gezilebiliyor. İstanbul, Türkiye ve dünyadan yeni rotaların eklenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Tonguç "Bugünlerde Daha da Anlamlı" Gecenin kapanışı ünlü besteci, piyanist Anjelika Akbar’ın verdiği konser ile yapıldı. Konuklarıyla tek tek ilgilenen ve yeni kitabını imzalayan Saffet Emre Tonguç hem İstanbul ve Gece’nin hem de Piri’nin şimdilerde daha çok anlam kazandığını söyledi. Tonguç, “Öyle zor zamanlardan” geçiyoruz ki en büyük umut ışığı, ne büyük zenginliklere sahip olduğumuzu hatırlamak. Türkiye muhteşem bir ülke, İstanbul da onun hazine dairesi gibi... Anlatmakla bitmeyecek hikayeler saklayan bir şehri ve görkemli tarihini tanıtmaya yönelik her girişimin pozitif karşılığı olacağına inanıyorum” diye konuştu. Boyut & One’s Media’nın yayınladığı İstanbul ve Gece hem kitapçılarda hem de online or- tamda satışa sunuldu. İş Bankası Maximum Kart müşterilerine ücretsiz olan Piri turları hem iOs, hem de Android akıllı telefon için satışa çıktı. Lansman gecesinden fotoğraflara bakmak için tıklayın! FOTOGALERİ İÇİN TIKLAYIN Benzer Haberler
İstanbul Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…Türkiye Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…Avrupa Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…Amerika & Avustralya Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…Asya & AfrikaDoğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine… Özel Dosyalar Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…
Canan ERASLAN İstanbul için ne söylense eksik, ne yazılsa yarım... Binlerce yıllık tarihi olan, her karışında tarih saklayan; kültürlerin ortak mekânı, sevda şehri İstanbul... Bir kere görenin bir daha kopamadığı, gündüzü eşsiz, gecesi gizemli ve sonsuz şehir... Yüzlerce şairin, yazarın, filozofun anlatmaya "en güzelini ben söylerim" diye mısralar, satırlar yarıştırdığı... Üç imparatorluğa başkentlik yapmış, Şair Nedim'in bir taşını İran'a bedel görüp "Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl-ü behâdır Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır" dediği... Fethi kutsal kitabımız Kur’ân-ı kerimde müjdelenen inci tanesi... Evet, bu güzel şehir için ne söylense eksik, ne yazılsa yarım ama İstanbul'u bir de en iyi bilen, en iyi anlatan, en çok sevenlerden birinden dinleyelim Saffet Emre Tonguç... O “İstanbul Hakkında Her Şey”i yazdı; Türkçe ve İngilizce olarak. Ardından dünyanın eşsiz güzelliği için, "Boğaz Hakkında Her Şey" dedi iki dilde. A’dan Z'ye İstanbul, İstanbul Camileri, İstanbul'da Bilmeniz Gereken 105 Eser, Saffet Emre Tonguç ile Kapalıçarşı adını taşıyan kitaplarından sonra İstanbul ve Gece ile dünyanın bu incisine gün kararınca ve gün ışırken baktı bu defa. Çirkinlikleri örten, hayal ettiren, hüzünlendiren zamanda... Her sayfasında İstanbul'a yeniden hayran bırakan, her sayfasında hemen gidip orayı görme isteği uyandıran İstanbul ve Gece'yi şöyle anlatıyor Saffet Emre Tonguç Bu kitap, yaklaşık 3 yıl süren bir çalışmanın ürünü. İstanbul'da 40’ı aşkın rotada binlerce tur yapmış, şehri anlatmak için 9 farklı kitap yazmış bir tarihçi-profesyonel rehber ile İstanbul'un sokaklarını karış karış adımlayan, binlerce kare çeken bir fotoğraf sanatçısının ortak çalışması. En büyük pay ise her zaman şaşırtacak bir şeyler saklayan ve kendine hayran bırakmayı iyi bilen İstanbul'a ait. Öyle bir hazinesi var ki bu şehrin; ne vakit yeni bir perde aralasanız, karşınıza yeni bir hikâye çıkarıyor. Bazen yüzlerce kez geçtiğiniz sokakta farklı bir şey keşfediyor bazen sanki ilk kez tanıyor gibi yeniliklerini heyecanla takip ediyorsunuz. Karanlığın içindeki İstanbul'u keşfetmek de tam böyle bir şeydi; hem çok bildik hem çok yeni ama kesinlikle heyecan verici. Bu kitapta şehrin eski ama eskimeyen ve yeni yüzlerinin fotoğrafları var. Gece yarısından önce, sabaha karşı, gün batarken, doğanın ışıklarının şehrin ışıklarına karıştığı karelerin izinde geçti son üç yıl. Fotoğraf makinesinin dondurduğu zamanlara, şehrin hazine sandığında gizli bilgiler, hikâyeler, yaşanmışlıklar eşlik etti. Gecenin tuhaf bir büyüsü var. Çirkinlikleri örten, daha çok düşündüren, eskilere götüren, geleceği hayal ettiren bir yanı. Defoları kapatan bir örtü oldu gece; bize de ışıkların ihtişamını katladığı mimari eserler ve kalabalığın milyonlarca noktaya dönüşümü kaldı... Bu kitapta, İstanbul'un binlerce noktası gezilerek, en yüksek tepelere çıkılarak çekilmiş yüzlerce fotoğraf var. Üstelik on binlerce kare arasından itinayla seçilmiş olanları. Aydın Sertbaş'ın objektifine, Saffet Emre Tonguç'un tarih ve rehberlik bilgisi eklenerek, her eserin hikâyesi anlatılmış. Üstelik hiç bilmediğimiz ayrıntılarla... CAMİLERDEKİ GİZEM Sultanahmet, Süleymaniye, Yeni Cami, Nuruosmaniye ve daha niceleri... Tonguç, İstanbul'un silüetinin en önemli unsurları olan, bütün ihtişamı fotoğrafa yansıyan camilerimizi tek tek anlatmış. Sultanahmet Camii... Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından Sultan I. Ahmed için 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami, 6 minareli olması sebebiyle şehir silüetini belirgin şekilde değiştirmiş. Kâbe'de bulunan caminin de 6 minaresi olması sebebiyle insanlar Sultan’ın mağrur olduğunu söylemeye başlamış. Bunun üzerine Sultan I. Ahmed, Kâbe'deki camiye bir minare daha ekletmiş. Süleymaniye Camii de şu kelimelerle anlatılmış Dıştan bakıldığında geniş ve heybetli ama bir o kadar da sade bir cami inşa etmiş Koca Sinan. Öte yandan mimariyi konuşturarak çok şey anlatmayı da bilmiş. Dört minare Kanuni'nin İstanbul alındıktan sonra tahta geçen dördüncü padişah olmasını; 10 şerefe ise Kanuni Sultan Süleyman'ın 10'uncu padişah oluşunu temsil eder. AYASOFYA Tonguç’un "Foto belgesel gibi bakabilirsiniz" dediği İstanbul ve Gece’de şöyle deniyor Ayasofya için Ayasofya'nın ilk yapıldığında neye benzediğini tam olarak anlayabilmek için önce Sultanahmet Meydanı'nda durmanız ve yapıyı zihninizde daha sonra eklenen bölümler olmadan canlandırmanız gerek. İşe fetihten sonra inşa edilen 4 minare ve önünde sıralanan sultan türbelerini çıkararak başlayın. Bina yıkılacakmış gibi göründüğünde ilave edilen, Mimar Sinan tarafından yapılan devasa payandaları da kaldırın. Bir de çatıya haç koyun. HALİÇ Haliç’in üzerine birçok köprü yapılmış. Bu köprülerin tarih ve hikâyelerini anlatan Saffet Emre Tonguç, şöyle de bir güzelleme yapmış Haliç XIX. yüzyıla kadar Tarihî Yarımada’yı, Galata ve Pera’dan ayırmış. Çağlar boyu birçok köprü yapmış insanoğlu Haliç’i geçmek için... En tanınmışı taşındı ve şu anda Sütlüce’yi Eyüp’e bağlıyor. Günümüzde kullandığımız ise 5’inci köprü. Galata Köprüsü, geçmişten bugüne sadece geçişi kolaylaştırmamış, İstanbullu onu hep hayatının bir parçası olarak görmüş. Öyle saygı duymuş, öyle sevmiş ki… ROMANTİK ADACIK Boğaz'ın İstanbul kıyısındaki Kız Kulesi, İstanbul'a ait birçok resimde bir sembol gibi gösterir kendini. Tarihinin MÖ 2400'lü yıllara kadar ulaştığı söylenir. Kule önce Atinalı General tarafından Persleri durdurmak için yapılmış. Bunun yerine Fatih Sultan Mehmed tarafından küçük bir kale inşa ettirilmiş. Onu I. Selim restore ettirmiş. Başı yangınlarla dertte olan Kız Kulesi, şüphesiz İstanbul fotoğraflarının en gözde objesi olarak önemini hep korumuş. PIERRE LOTI Fransız Şair Pierre Loti’nin, İstanbul hayranlığı sebebiyle Eyüp sırtlarındaki tepeye, yazarın ismi verilmiş. Tepedeki kahve, İstanbul’un seyrine doyum olmayan, Altın Boynuz’u yani Haliç’i gözler önüne seriyor. Haliç kıyısında ise bir zamanlar Osmanlı ordusu için fes üreten Feshane ile Haliç Kongre Merkezi, gece manzarasına bambaşka bir güzellik katıyor. DOLMABAHÇE SAAT KULESİ Sarkis Balyan tarafından 1890’da yapılmış. 27 metre yüksekliğindeki 4 katlı kulenin köşelerine birer fıskiye, zemin kata ise 2 termometre ve 2 barometre yerleştirilmiş. Süslü ikinci katta Sultan II. Abdülhamid’in tuğrasını görebilirsiniz. Üçüncü ve dördüncü kat süslemelerinin nispeten daha sade olduğu kulenin her yüzünde Fransız yapımı birer saat bulunuyor. GALATA KULESİ Tonguç, Galata Kulesi’ni şu cümlelerle göklere çıkarıyor Öyle bir kurulmuş ki yerine; "Ben İstanbul'un hâkimiyim" dercesine... İstanbul manzaralarının en güzelini ona borçlu olduğumuzun farkında. Bütün İstanbul âşıklarının ona koştuğunun da. Bir kendisi kavuşamamış yüzyıllardır uzaktan bakıp durduğu aşkına. Bedri Rahmi Eyüboğlu'na anlatmış Kız Kulesi'ne sevdasını. O da dizelere aktarmış bu masalı... İSTANBUL TÜRKİYE'NİN HAZİNE DAİRESİ Tarihçi İstanbul elçisi, Yazar Saffet Emre Tonguç, 15'inci kitabını İstanbul severlerle buluşturduğu lansman gecesini, gecenin gizemi ve kitabın ismine uygun bir atmosferde gerçekleştirdi. Tonguç, önce davete katılanlarla birlikte “Ayasofya'da Gece” turu yaptı. Ardından Four Seasons Otel'de, 26 yıl önce İstanbul'a geldiğinde şehre âşık olup kalan piyanist Anjelika Akbar'ın İstanbul aşkını anlatan besteleri eşliğinde İstanbul ve Gece’nin fotoğrafları izlendi. Tanıtım gecesinde genç yazılımcıların eseri olan ve sesli yürüyüş turu uygulaması olan PİRİ de tanıtıldı. Konuklarıyla tek tek ilgilenen Saffet Emre Tonguç, teşekkür konuşmasında "Öyle zor zamanlardan geçiyoruz ki, en büyük umut ışığı, ne büyük zenginliklere sahip olduğumuzu hatırlamak. Türkiye, muhteşem bir ülke. İstanbul da onun hazine dairesi gibi. Anlatmakla bitmeyecek hikâyeler saklayan şehri ve görkemli tarihini tanıtmaya yönelik her girişimin pozitif karşılığı olacaktır" dedi. Tonguç sözlerini, slogan hâline getirdiği ve her turunun sonunda tekrarladığı "İstanbul'da yaşamayın, İstanbul'u yaşayın" diyerek tamamladı. Etiketler istanbul,bu şehrin geceleri,galata kulesi,kız kulesi,ayasofya,pierre loti,haliç,
Ekim ayının ilk Pazar günü; Saffet Emre Tonguç ile Boğaz Turu gezilerinin sonuncusu yapıldı. Yaklaşık iki yıldır kovalayıp bir türlü zamandan veya bilet bulamamaktan denk getiremediğim ama katılmayı çok istediğim tura ben de sonunda kavuştum! Saat 1230 gibi Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesinden baya ünlü Oprah, Kraliçe Elizabeth gibi isimler bindi diye ünlüymüş Keyif Style yatı ile boğaza açıldık. Beşiktaş’tan Tarabya’ya .. buradan da dümdüz karşıya ilerleyip Beykoz’u arkada bırakarak tek tek boğaz köylerini gezerekten Tarihi Yarım Ada’ya kadar geldik. Saffet Emre Tonguç ile Boğaz turu toplamda 4 saat sürerek saat 430 civarı bizi tekrardan Beşiktaş’a indirerek uğurladı. Şimdi sizleri çok fazla detaya boğup sıkmadan genel hatları ile Saffet Emre Tonguç ile Boğaz Turu deneyimimi bol bol görsel ve farklı bilgiler eşliğinde paylaşmak isterim dostlar. Bilgiler de fotograflar da gerçekten gözünüzü gönlünüzü açacak. Turdan döneli 4 saatten fazla olmasına karşın baktığım her yeri “Boğaz mavisi” görüyorum hala. 🙂 Sizler de ne yapın edin en kısa zamanda İstanbul’da ilginizi çeken turlardan birine katılın. Bildiğiniz, yaşadığınız bir şehre gezgin gözleri ile bakmak gibisi yok. 🙂 Başlamadan Önce… Pratik Bilgiler Bana da birileri gitmeden evvel söyleseymiş dediğim pratik bilgiler şöyle; 1Tekne 3 katlı – giriş katı kapalı, üst katı açık ancak üstü kapalı, en üst katın üstü yarı açık. Oturabileceğiniz en ideal kat giriş üst katı. 2Teknede mutlaka teknenin gidiş yönüne doğru sola oturun. Saffet bey de hep sola dönük anlatacak. Hem Avrupa hem Anadolu yakasında gezerken, teknenin sol kısmı karaya dönük olacak. 3Kat kat giysi getirin – bir yanacak bir donacaksınız. O nedenle kolay giyip çıkarabileceğiniz katlarınız elinizin altında olsun. 4Tur 100-150 kişilik. O nedenle beklentilerinizi buna göre ayarlayın. Fotoğraf çekmek için ideal yere oturamadıysanız dünyanın sonu değil; yatta geze geze çekersiniz. 😉 Beşiktaş’tan Ortaköy’e Uzanıyoruz Feriye’nin F’si – Feriye kelime anlamı tam olarak “ek, dal” demek. Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan bir kısmı saray misal Çırağan, bir kısmı okul misal Kabataş Lisesi ve devlet binası olan Feriye Sarayları da aslında Dolmabahçe Sarayı’nın ekleri. Çırağan Otel ve Sonsuzluk Havuzu – Çırağan Otel’in bir yanı tamamen cam olan sonsuzluk havuzunda yüzerken; cam sayesinde boğazda yüzüyor gibi hissedebilirsiniz. Bir de “insider bilgi” ; kışın da ziyaretçilerin girebilmesi için havuzu ısıtıyorlar. 🙂 Yıldız Köşkü ve suikast korkusu – Osmanlı padişahı Abdülhamit; Dolmabahçe ve Beylerbeyi gibi denize kıyısı olan saraylardan suikasta kurban gitme nedeni ile korkup Yıldız Köşkü’nü inşa ettirip yerleşmiş. İstanbul’da Semt İsimleri ve Hikayeleri – Kuruçeşme aslında “Koru Çeşme”; kuraklık olup yemyeşil koru kuruyunca “koru çeşme” olmuş “kuru çeşme”. Sultanların avlanmayı nişan almayı sevdileri ve çeşitli yerlere belli olsun diye taş diktikleri semt; Nişantaşı. Halkın yerleşip oturmasını istedikleri, teşvik ettikleri semt; Teşvikiye. Mecidiyeköy semti ismindeki “Mecidiye” kısmı ise Abdülmecit’ten geliyor. Ortaköy’den Bebek ve İlerisi Yol Yalısı – Özellikle Arnavutköy’de örneklerini görebileceğimiz denize sıfır olmayan, aradan yol geçen yalı türüne verilen ad. Kuş Yuvası – Aslen Farsça olan “Aşiyan” kelimesinin Türkçeye çevirisi. Söylemeye gerek yok harika manzarası nedeniyle semt bu adı almış. Orhan Veli ve Martılar – Sadece 36 yaşındayken vefat eden ve Aşiyan Mezarlığı’nda gömülü olan Orhan Veli’nin; mezarlığın önündeki yeşil ve düzlük alanda bir heykeli var. Heykelde başına martı konmuş; neden? “Başıma da konuyor martı kuşları” dizesi nedeniyle! Mısırlı “Paşa” Emine – II. Abdülhamit döneminde; şimdiki Mısır Konsolosluğu binasının sahibi olan Mısırlı Emine Hatun’a; hiç bir kadına verilmeyen “paşa” sıfatı veriliyor. Osmanlı ve Türklere büyük sempati besleyen Emine Paşa da; Cumhuriyet sonrasında bugünkü Mısır Konsolosluğu’nu devlete bağışlamak istediğini belirten bir dilekçe yazıyor. Ancak cumhuriyet ile tüm ünvanlar kaldırıldı deyip paşaya “Emine Hatun” olarak hitab ederek cevap yazıyorlar. Bu duruma sinirlenen Emine hanım bağıştan vazgeçiyor. Kırmızı Ev – Bebek tepelerinde duvarları ve çatısı kırmızı olan bir ev var; adı “kırmızı ev”. İngilizceye çevirirsek “red house”… birşeyleri çağrıştırdı mı? Evet, bildiniz. Meşhur Red House sözlükleri Robert Kolej öğretmenlerince bu evde yazılmış. Kuş Bakışı Rumeli Hisarı – Rumeli Hisarı’na tamamen tepeden kuş bakışı veya drone ile bakarsanız şu kelimenin yazdığını göreceksiniz; “Muhammed” En Pahalı İki Yalı – Birincisi 150 milyon dolar fiyat ile Katar Emirine satılan “Şehzade Burhanettin Yalısı”. Bu yalı 63 odalı, denize sıfır, kendisine ait korusu ve koruda bir de köşkü var. İkincisi birinci köprünün tam altında yer alan ve 115 milyon dolara hala satılık olan; sarmaşıklarla kaplı ve 24 odalı Zeki Paşa Yalısı. Ufak Bir Yalı Dedikodusu – Tansu Çiller’in Yeniköy’deki yalısında deniz kenarında hayatımda gördüğüm en kötü renkli ve tuhaf plastik sandalye ve masa seti vardı. Anadolu Yakasına Dönüş Hz Yuşa’nın Adaşı – Boğazın, Karadeniz’e karıştığı Anadolukavağı’ndaki Yuşa Tepesine adını veren Hz Yuşa’nın İngilizce adaşını bilen var mı desem? Cevap Joshua! Yalas – Anadolu Yakası boğaz hattının neredeyse tamamını kaplayan ev olarak kullanılan yalıların sayıca fazlalığı ilginizi çekecek. Peki “yalı” kelimesi nereden gelir? Yunanca “yalas”tan. Osmanlıca da yalıya ne denirdi? “sahilhane” Bazı Rakamlar – İstanbul boğazı derinliği 60 metre ile 120 metre arasıdır. İki yakada toplam 600 adet yalı var. Bu 600 adet yalının sadece 5 adedi orjinal sahiplerinde sahiplerinin torunları diyelim. Bir de Sabancı ailesinin tüm üyelerinin toplam 35 adet yalısı var. Küçük Kudüs – Kuzguncuk semtine verile ad. Semtte sinagog, kilise ve caminin yan yana olması ve aynı şekilde semtin eski sakinlerinin kozmopolitliği nedeniyle. 1930larda 600 yahudi aile oldu hesaplanıyor. Bir aile 4 kişi desek; semtin yahudi nüfusu 2400 eder. Bugün ise 6-7 aile kalmış maalesef. Adile Sultan Sarayı – Boğaz hattında 180 derece manzarası olan ve Karadeniz girişinden Marmara kadar heryeri gören tek yapı. Şeytan Tutulması – İstanbul Boğazının Kandilli’de bulunan en dar noktasına verilen ad. Marko Paşa’ya Anlat – Halihazırda Kuzguncuk İlkokulu olarak hizmet veren bina eskiden “Marko Paşa’ya Anlat” deyiminden tanıdığımız Marko Paşa’nın köşküymüş. Çok yoğun çalışan bir doktor olan Marko Paşa; aynı zamanda Kızılay derneğinin kurucusu. Çok yoğun çalıştığı için genelde insanları dinlememesi ve sürekli “ne demiştin?” demesi ile ün salmış. 🙂
saffet emre tonguç ayasofya turu