NureddinYıldız’ın kurucusu olduğu Sosyal Doku Vakfı’ndan bu sözlere yanıt geldi.Vakıf Yıldız'ın sözlerinin cımbızlandığını ve algı operasyonu yapıldığını iddia etti Buyıl 80'in üzerinde yabancı ülke temsilcisinin katıldığı etkinliğin açılışı, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati ile Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur'un katılımıyla gerçekleştirildi - Fuara helal gıda, finans, turizm, kozmetik, tıp, kimya, ambalaj, makine ve tekstil gibi birçok sektörden 250'yi aşkın ulusal ve uluslararası firma Külünk kuyruğuna takıldığı ağababaları gibi, utanmaz arlanmaz bir müfteri olarak bir iftirasının üzerine bir başka iftirasını inşa ediyor. Karlov suikastının bütün somut kanıtları yandaşları olan radikal İslamcı Nurettin Yıldız’a işaret ettiği halde, suikastın hemen ardından panikle uydurmaya çalıştıkları ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları KulHakkı İle İlgili Sözler. Onca nimet varken, kul hakkı yemeyin. İyi Müslümanlık cennete girmenin şartıdır ama kul hakkı da Müslümanlığın kanseridir. (Nureddin Yıldız) Asırlardır dervişlerim söyler gafile. Kıldığın namaz da nafile, kul hakkı yediysen. Asıl oruç kul hakkı yememektir ve ömür boyu tutulması 5yıldız (7) 4 yıldız (1) 3 yıldız (0) 2 yıldız (1) 1 yıldız (0) En Yeni Yorum. sap yamuk ve çatlağı var. kabul etmek zorunda kaldım. fakat helal etmiyorum. diğer göndermiş olduğu malzemeler iyi diye iade etmedik. kendisinin tırmık sapı almak istediğinde o sapı alır miydi. merak ediyorum. Nurettin Güner. Tüm yorumlar CengizHolding Adıyaman'daki bakır tesisiyle yeni yatırımlara yön veriyor. Son dakika haberlerine göre Cengiz Holding'in 110 milyon dolarlık yatırımla faaliyete geçirdiği Adıyaman Bakır İşletmesi Konsantratör Tesisi, Türkiye'nin yıllık bakır ihtiyacı olan 450 bin tonun 18 bin 500 tonunu tek başına karşılıyor. 5mKGE1F. Error 522 Ray ID 738410299eecb71e • 2022-08-09 225329 UTC AmsterdamCloudflare Working What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 738410299eecb71e • Your IP • Performance & security by Cloudflare 1710 Son Güncelleme 1421 Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözde ilahiyatçılara’ karşı önlem alınması çağrısında bulunmuş, konuyla ilgili olarak Hükümet Sözcüsü ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı görevlendirdiği kaydetmişti. Bozdağ’a konudan duyduğu rahatsızlığı anlatan ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da konuyla bizzat ilgilenmesini isteyen Cumhurbaşkanı, "İlahiyatçılar daha cesur olsun, gerçek, sarih din anlayışını bu kişiler anlatsın. Sözde diyanetçilerin İslam dininin yanlış anlaşılmasına sebep olmasının önemli alınsın” demişti. Nurettin Yıldız'ın kurucusu olduğu Sosyal Doku Vakfı'ndan bu sözlere yanıt geldi. Vakfın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı Yaklaşık bir yıldan beri, Vakfımız Onursal Başkanı Nureddin Yıldız Hoca’nın sohbetlerinden bazı bölümler cımbızlanıp alınarak ve montajlanıp servis edilerek algı operasyonları yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan Dinde reform haddimize mi? Algı operasyonu yapılıyor Son olarak, 2007 yılında yapılmış olan “Kadın Cariye Değildir” başlıklı sohbetten kısacık bir bölüm alınmış ve hiç ilgisi olmadığı halde Diyanet Tv’nin logosu da eklenerek servis edilmiştir. Bu iftira ve çarpıtmaya cevabımız, yine söz konusu sohbetin kendisidir. Nureddin Yıldız Hoca, bir bölümü alınıp çarpıtılan Kadın Cariye Değildir sohbetinde şöyle demektedir “Müslümanlar olarak biz, güzel bir evlilik yapmakla, sorunsuz, sıkıntısız yaşayacağımızı zannederek yanılıyoruz. Erkekler olarak kadınları cariyemiz görüyoruz. Kadınlar da erkekleri, güzelliklerinin bedelini çeken hamallar olarak görüyorlar. İkisi de yanlış. Ne kadınlar erkeklerin cariyesi, ne de erkekler kadınların hamalı, ikisi de doğru değil. Erkekler de kadınlar da Allah’ın kuludur. Erkek de kadın da cennete ve cehenneme gideceği bir yol yürüyor. Erkek de kadın da Rabbinin huzurunda hesap vereceği bir hayat yaşıyor. Erkeğin kadından hiç bir üstünlüğü yok. Nureddin Yıldız Hoca sohbetinde aynı cümleyi tekrar ediyor Erkeğin kadından hiç bir üstünlüğü yok. Erkeğin kadından sadece sorumluluk fazlalığı var.” …. “Allah Teala erkekler kadının hakimidir’ diyor, sömürgecisidir’ demiyor. Hakimidir’ ne demek? Çalışmak, kazanmak, aileyi geçindirmek, çocukların cenneti kazanmalarını sağlamak… baba sorumluluğu, erkek sorumluluğu.” ….. “Biz şuna iman ederiz; Rabbimizin önünde kuluz. Erkeğiyle, kadınıyla aynı namazı kılıyoruz, aynı orucu tutuyoruz, aynı haccı yapıyoruz, aynı cihadı yapıyoruz. Sorumluluklarımızın farklı olması, birimizin diğerine üstün olduğunu asla göstermez. Kimse kimsenin kulu değildir!” …. “Biz; ne kız çocuğumuz iken, ne hanımlarımız iken, ne analarımız iken, ne de kız kardeşlerimiz iken kadınlara karşı bir sorumluluk taşıdığımız için üstünlük taşımıyoruz.” …. “Hanımını Allah’ın adını kefil göstererek sen aldın. Allah’ın adıyla, Peygamber’in sünneti ile bu kadın sana emanet edildi. Allah’ı kefil gösterip zevkine göre işkence yapamazsın. Kadının sorumlususun, kadına bir puan üstünsün, ama kadının kralı değilsin, kadının hizmetçisi de değilsin. Herkes hayatını yaşıyor, herkes cennete girmek için uğraşacak.” Nurettin Yıldız Yatak ve yorgan cinsel dürtülerinizi rahatsız eder …. “Şeytan bunu abartıp bu seni sömürüyor’ diye ona söylüyor. Sana da gelip Allah bunu senin ayağının altına serdi, cadaloz seni dinlemiyor’ diyor. Beni başka yerden kışkırtıyor, onu başka yerden kışkırtıyor. İkimiz de, düşmanımızın şeytan olduğunu bildiğimiz halde, ipi onun eline vererek zehir zemberek bir hayat yaşıyoruz. Böylece Allah’ın rızasını da kaybediyoruz.” …. “Birbirimizi şikâyet ederek değil, birbirimizi idare ederek ancak Allah’ın rızasını kazanırız. ” …. “Evinde huzuru olmayan bir kadın, ibadetten zevk alamaz. Aynı şekilde evinde huzur olmayan bir erkek, huzurlu bir namaz da kılamaz. Kıldığı namazda bile karısına ne cevap vereceğini, saçının neresinden asılacağını hesap eder. Onun orucunda da sıkıntı vardır. Duaların en makbul olduğu iftar saatinde bile karısı ile kavga eder.” …. “Biz haddimizi ve hakkımızı bilmek zorundayız. Aksi takdirde eğer haddimizi bilmez, hakkımızı da bilmez isek, sıkıntıyı kendimiz üretmiş oluruz.” …. “Kadın Cariye Değildir” başlıklı bir saatlik sohbet bu şekilde devam ederken, Nureddin Yıldız Hoca kadına uygulanan şiddet konusuna da değiniyor. Hemen her gün “namus” cinayetlerinin işlendiği, kadınların sokak artasında “namus” gerekçesi ile infaz edildiği bir zaman diliminde toplumu uyarıyor ve böyle bir durumda İslam’ın hükmünü açıklıyor. “Fuhşa bulaşmış ahlaksız bir kadın” karşısında kocasının nasıl davranabileceğine açıklık getiriyor. Bu tür iffetsizlikle ilgili durumlarda, erkeğin isterse boşanacağını ama kadın boşanmak istemiyorsa erkeğin de bu durumda çiğnenen onurunu telafi etme yoluna gitmesi durumunda ayet ve hadislerin belirlediği sınırlar çerçevesinde kadını sembolik can yakmadan olarak nasıl “dövebileceğini” anlatmaktadır. İşte 2007 yılında yapılan “Kadın Cariye Değildir” başlıklı sohbetin içinden cımbızla alınıp montajlanarak ve hiç ilgisi olmadığı halde Diyanet Tv’nin logosu da eklenerek, günlerce “İslam’da kadın dövme teknikleri” vb çirkin başlıklarla yayınlanan o videoda anlatılan mesele; iffetsizlik durumlarında erkeğin ancak ve ancak sembolik bir tepki gösterebileceğine müsaade eden, cinayet işlemesini yasaklayan, işkence etmesini yasaklayan, kadının canının yanmasını, en ufak bir yaralanma ve hatta çizik bile oluşmasını haram kabul eden, İslam Fıkıhçılarının ortaya koyduğu hükümlerdir. Nurettin Yıldız Kadınlar dayak yiyorsa şükretsin Bu hükümler; şiddet sarmalında kıvranan, canı sıkılanın can aldığı, gücü yetenin gücü yettiğini öldürdüğü, özellikle kadınların evham ve şüphelerle katledildiği, yuvaların dağılıp çocukların yetim ve öksüz kaldığı bir topluma vaaz edilmiş hükümlerdir. Bu “öldürürüm, vururum, kırarım, namusumu temizlerim” diyen erkeğe, “hayır öldüremezsin, vuramazsın, kıramazsın, hatta çizik bile oluşturamazsın, canını bile yakamazsın” demektir. Ve bu hükümler, şu veya bu hocanın sözleri değil, Allah’ın ayeti ve rahmet peygamberi Resûlullah Sallallahü aleyhi ve sellem’in hadisi şerifleridir. Bu vesile ile; bu çirkin kampanyada bilerek veya bilmeyerek yer alan vicdan sahibi herkesi bir daha düşünmeye, adaletle hareket etmeye davet ediyor ve iftiralarla ilgili yasal haklarımızın takipçisi olduğumuzu hatırlatıyoruz. Kamuoyuna saygıyla arz ederiz." Ana SayfaDini Hayatİnternet Bankacılığından Altın Alım Satımı Hangi Şartlarda Caiz Değildir İnternet Bankacılığından Altın Alım Satımı Caiz DeğildirFinans kurumlarındaki veya bankalardaki altın hesabı üzerinden para kazanmak helal mi? Sanal ortamda alışveriş yapılması bunu haram mı yapar? Cevap Altın ve gümüşün alım ve satımının peşin ve malların teslimi şarttır. Bankalardaki altın hesabında sanal olarak altın gözükmekte hakiki anlamda ise altın bulunmamakta ve teslim şartı yerine getirilmediği için caiz değildir. Uzmanlardan edinilen bilgiye göre bankaların B tipi yatırım fonlarının portföyünde tahvil ve bono gibi faize dayalı işlemler bulunmaktadır. Bu nedenle fonlarındaki para ve altınları dinen meşru olmayan işlerde, örneğin repo, bono ve tahvil gibi faizli işlemlerde değerlendiren bir kuruluşta B tip yatırım fonlarında altın hesabı açmak caiz değildir. Elindeki para ve altınları dinen meşru olan alanlarda değerlendiren bir kuruluşta veya hesaptaki altını herhangi bir alanda değerlendirmeyip sadece hesapta tutarak altın depo hesabı gibi, altının kendi kendine değerlenmesini sağlayan bir kuruluşta altın hesabı açmanın caiz olması ise, hesaptaki altınların, istenildiğinde fiziki altın olarak teslim alınabilme imkânının bulunmasına bağlıdır. Bankanın herhangi bir şubesi, istenildiğinde bu altınları fiziki olarak teslim edebiliyorsa, bu tür atın hesaplarına para yatırmakta ve günlük alım-satım yapmakta dinen bir sakınca yoktur. / Diyanet Soralım “Altın hesabı” diye tabir edilen mesele kısaca şöyle uygulanmaktadır Bankanın kasasında belli bir miktar altın bulunur. Bu kasa ister merkezi olsun ister şubede olsun fark kişiye yatırdığı paraya denk düşen miktardaki altını ya hemen teslim eder yahut onun adına açılan hesaba kaydeder. Kişi istediği zaman gidip bizzat altını ya da mukabili “TL”yi veya başka para birimine bozdurarak kitaplarımızda alış-veriş konusu, muhtelif açılardan ele alınarak farklı kısımlar ortaya konulmuştur. Bu kısımlardan biri de para, altın veya gümüşten herhangi birini diğeriyle takas etme anlamına gelen “sarf” akdidir. Başta sünnet olmak üzere tüm kaynaklarımızda sarf akdi diğer alış-veriş akitlerinden farklı tutulmuştur. Buna binaen sarf akdinde, diğer akitler için gerekli görülmeyen bazı şartlardan bahsedilmiştir. Zira Kur’an-ı kerimin açık nassıyla haram kılınan faiz, insanlar arasında en çok, sarf akdiyle vaki olmuş ve akdinin en temel prensiplerinden biri de nebevi mesajın “yeden-bi-yed” şeklinde ifade ettiği tekabuz ivaz içeren alış-veriş akitlerinde akde konu iki şey vardır. Birincisi; bayi tarafından satılmak müşteri tarafından satın alınmak istenen nesne ki buna fıkıh diliyle “mebi” diyoruz. İkincisi; bu mebiin mukabilinde verilecek olan şey ki; para, altın, gümüş veya yerine göre sair mislî mallardır. Buna da fıkıh ifadesiyle “semen” el-Hidâye isimli eserinde ifade ettiği üzere tüm alış veriş türlerinde mebiin satılan nesnenin tayin edilmiş/belirlenmiş olması yeterli görülmüş, akdin sıhhati için ayrıca kabz/teslim alma şartı aranmamıştır. Mebiin tayini yani belirlenmesi, -sarf akdinin dışında- işaret etmekle olabileceği gibi vasıflarını beyan etmekle de gerçekleşir. Mebii kabzetmek, satışa mahal olan nesnede, tasarruf edebilmek için şart koşulmuştur. Mebîde gerçekleşmesi gereken kabz; hakiki olabileceği gibi hükmî de olabilir. Hükmi kabz; mebii kabzetmeye mani tüm engellerin bertaraf edilmesidir. Fıkıh diliyle buna tahliye akdinde ise, akde konu olan şey; bir itibarla mebi, diğer bir itibarla semendir. Mebide tayin, akdin sıhhati için şart olduğundan bu akitte de tayin gerekli görülmüştür. Şu kadar var ki; burada yani sarf akdinde bir yönüyle mebi olarak değerlendirilen şey işaret etmekle veya vasıflarını beyan etmekle tayin edilmiş olamayacağından tekabuz şart koşulmuştur. Aynı zamanda bunun hükmî değil hakiki kabz olması da ayrı bir şarttır. Bundan dolayı tarafların birbirlerinden bedenen ayrılmadan tekabuz işlemini gerçekleştirmeleri sarf akdinin sıhhati için şart koşulmuştur. Para Transferi Hakikî Kabz Olarak Değerlendirilebilir mi?Buraya kadar olan bölümde âlimlerimiz arasında ihtilaf olmadığı gibi muasır ilim adamları arasında da ihtilaf söz konusu değildir. İhtilaf edilen mesele ise kaynakların sarf bahislerinde mezkûr olan kabzın bir diğer ifadeyle hakik-i kabzın günümüz şartlarında farklı olup olamayacağıdır. Yani banka hesabına paranın transfer edilmesi hakiki kabz olarak değerlendirilebilir mi, değerlendirilemez mi?Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki, konumuz klasik fıkıh kaynaklarımızda beyan edilmiş olmadığından, ilim adamları meselenin hükmünü elde edebilmek için farklı bakışlar neticesinde farklı sonuçlara varmışlardır. Şurası muhakkak ki bu mesele günümüz ihtiyaçlarının doğurduğu yeni bir yüzden muasır âlimler bu hususta kaynaklara dayanmaktan öte, kaynakları yorumlamayarak hüküm elde etmeye çalışmışlardır. Kaynakların yorumlanması neticesinde farklı görüşlerin ortaya çıkması ise son derece hesabına paranın transferini kabz olarak değerlendirenlerin gerekçelerinden biri şudur Kabz, kişiye kabzettiği şeyde tasarruf yetkisi vermektedir. Buna binaen müşteri banka hesabında bulunan parasını dilediği zaman çekebilmekte ya da transfer edebilmektedir. Şu halde hesaba kayıt, kişiye tasarruf yetkisi sağladığına göre kabz kabul kabzın kişiye tasarruf yetkisi verdiğini kabul ediyoruz. Ancak kişinin tasarrufa yetkili olmasının, kabz anlamına geleceğini kabul etmiyoruz. Zira ehlince de malum olduğu üzere sarf babının dışında semende kable’l-kabz kabızdan önce tasarruf caizdir. Hâlbuki bu tasarruf yetkisi, kişi için semeni kabzetmek olarak kabul edilmemiştir. Bunu temellendirme adına başta hadîs-i şerifler olmak üzere fıkıh kaynaklarımız da buna şahadet olarak sarf akdinde aranan önemli şart, hem verilen hem de alınanın peşin yani fiziki olarak elden ele olmasıdır. Hâlbuki internet ortamı sanal bir ortamdır, taraflar arasında fiziki bir ortam söz konusu değildir. Buna göre; bu tür takasların internet ortamında gerçekleştirilmesi caiz Şartlarda Caiz Olabilir?Ancak bizden istenilen, aykırı fikir sahiplerinin görüşlerine reddiye yapmaktan öte toplumda ihtiyaç halini almış olan bu meselenin kanaatimizce sahih bir mahmile göre altın hesabını iki ayrı şekilde ele alıp incelemek durumundayız1-Yüklü olmayan altın alımlarında müşteri altını bizatihi eline almalıdır. Daha sonradan yapmak istediği meşru tasarrufu bulunmuş olduğu mecliste bizatihi altını kabzetmesinin mümkün olamayacağı derecede ki yüklü alımlarda ise vekâlet işlemi devreye sokulmalıdır. Ancak bu öyle bir şekilde yapılmalıdır ki müvekkil vereceği vekâletten haberdar olmalıdır. Söz gelimi; yüklü miktarda altın alacak kişi, kendisini akitte mübaşir zannederek sözleşme kâğıdını imzalayan değil, imzaladığı kâğıtla adına altını satın alacak olan kişiye vekâlet verdiğinin bilincinde olan kişi olmalıdır. Dolayısıyla kendisine vekâlet verilen vekil, altını satın almadan önce iletişim vasıtalarından herhangi biriyle mutlaka haberdar gerçekleşmesi için altının teslim ve tesellümünün yapıldığı yerde biri satıcı, diğeri alıcı olmak üzere mutlaka en az iki kişi olmalıdır. Bu yüzden finans kurumunun altın borsasında satış elamanının dışında müşteri adına altını alıp belli yerlere yatıracak bir vekili akit meclisinde bulundurması kurumuna altın almak için gelen müşteri, haberleşme vasıtalarından biriyle bu iş için özel bölümlerde bulunan altın borsasındaki yani fiziki altınların bulunduğu mahaldeki kişiye şu şekilde vekâlet verecek Birazdan havale yoluyla göndereceğim meblağ ile benim adıma şu kadar altını alıp kabzedersin. Ve alacağın altını şu numaralı hesaba yatırırsın. Bunun akabinde bulunduğu şubeden, kurum tarafından satışa yetkili olan kişiye parayı havale eder. Müşterinin vekili olan kişi, alacaklı olduğu meblağ ile kendisinden istenilen altını satın alır ve kabzeder. Bu şekilde finans kurumunun vekili ile müşterinin vekili fiziki altınların bulunmuş olduğu mahalde alış veriş işlemini icra etmiş kurumu anlattığımız şekilde alış verişlerini icra edecek olurlarsa bu işlem yani kurumdan altın alma işlemi caiz olur. Aksi takdirde bu vekâlet işlemi devreye sokulmazsa caiz şartları bulundurmasıyla beraber caiz görülen bu işlem, kurumun diğer işlemlerinin de caiz olduğu anlamına gelmemektedir. Diğer işlemlerin her biri müstakil birer mesele olduklarından ayrıca ele alınmalıdırlar. Biz, istenilen tek bir mesele ile ilgili işlemin caiz olabileceği bir yolu göstermiş tüm meselelerde rızasına muvaffakiyeti gözeten kullarından eylesin!İsmailağa Fıkıh Kurulu******Sanal âlemden altın alınıp satılması doğru değildir. Çünkü altın ve gümüşün satılıp alınmasında şöyle bir şart vardır Altın ve gümüş, alınıp satılırken malın alınması ve ücretin teslim edilmesi aynı mecliste gerçekleşmelidir. Taksitle ya da biraz sonra ödemek üzere yapılan alışveriş caiz değildir. Bu hüküm, bütün ticari alanlar için değildir. Özellikle kuyumcuları ilgilendiren bir hüküm olarak bilinmelidir. İnternet üzerinden yapılan altın alışverişinde sizin parayı ödemeniz kredi kartı ile olacaktır. O da anında karşı tarafa geçirilirken sizden çıkış yapılmayacaktır. Yani siz taksitle alır gibi alacaksınız. Onların da size verdikleri altını sizin adınıza teslim alacak birine vermeleri diye bir şey yoktur. Bütün bunlar, şu veya bu şekilde giderilebilir gibi görülse de kâğıt üzerinden ya da tuşlarla yapılan alışverişler fıkıh açısından risktir. Altının kendisi olmadan gramı üzerinden yapılan satışı da aynen böyledir. Beş gram altını sizin adınıza alıp kasaya koyuyorlarsa böyle bir satış olabilir. Tavsiyemiz, içinde şüphe bulunan alışverişlerden uzak durulmasıdır. Allah’a emanet olun. Fetva Meclisi - Nureddin Yıldız Ayrıca Sarf üzerine İslam ansiklopedisinde ilgili yazıya bakabilirsiniz Video player yükleniyor... Sponsorlu Bağlantılar Video İndir 25 Kasım 2017, 2229 1069 0601 Bankalarda Altın Hesabı İşletmek Caiz mi - Diyanet TV'de yayınlanan yaklaşk 6 dakikalık video ile sizleri başbaşa bırakıyoruz. bankalarda altın hesabı işletmek caiz video indir bankalarda altın hesabı işletmek caiz mi izle diyanet tv Bankaların altın hesabına veya altın fonuna para yatırmak caiz midir? Bankaların altın fonu caiz midir? Herhangi bir faiz işlemi yoktur ve tamamen altının kar zararına bağlıdı. Cevap Diyanet İşleri Başkanlığı Bankalarda, altın ve döviz alım satımı için açılan fona para yatırmakta sakınca yoktur. Ancak, bu fonun işlemleri içerisinde repo, tahvil, bono alımı satımı gibi faizli işlemlerin bulunması halinde, bu fonlara para yatırmak caiz değildir. Ayrıca söz konusu altın veya döviz hesabına yatırılan paraların ilgili banka tarafından nerelerde değerlendirildiğine, islama uymayan işlemlerin ve uygulamaların olup olmadığına göre de hüküm değişmektedir. Örneğin bazı bankalar “Altın fiyatlarının yükselmesiyle kazanıyor, düşmesiyle anaparanızı koruyorsunuz” şeklinde bir güvence vermektedirler. Bu durum caiz değildir. Ancak altın veya döviz hesabına yatırılan para ile faizli işlemlerde kullanılmadan helal olan ticari işler yapılırsa ve yapılan ticaretin sonucunda da kâr-zarar paylaşılırsa altın veya döviz hesabına para yatırılması, caiz olur. Diyanet İşleri Başkanlığı Selam ve dua ile… Sorularla Soru Katılım bankalarından gram ile altın hesabı açmak caiz midir? Cevap [ad id=”14″] Fetvayı veren Fatih Talu Bismillahirrahmanirrahim Katılım bankalarından gram ile altın hesabı açmak caizdir. Burada kişi “al şu parayı, bana bu kadarlık altın al” demektedir. Yani bir nevi o kadar miktar altını emanet etmektedir. Yaptığımız araştırmalara göre banka-finans kurumlarındaki altın hesaplarının özellikleri ve insanların böyle bir hesabı tercih etmelerindeki nedenler şunlardır Öncelikle bankalarda iki çeşit altın hesabı vardır. Birincisi vadesiz olup hesaba herhangi bir faiz işletilmemekte, ikincisi ise vadeli olup hesaba faiz işletilmektedir. Vadeli altın hesabı faizli olduğu için dinen caiz değildir. Vadesiz altın hesabında ise herhangi bir faiz söz konusu değildir. Kişilerin böyle bir hesabı tercih etmelerinin nedenlerine gelecek olursak Birinci neden, güvenliktir. Evde altın tutmak yerine, bankada daha güvenli bir şekilde altın tasarrufu amaçlanmaktadır. İkinci neden maliyetlerle ilgilidir. Altın işçiliği maliyetinin ödenmemesi, hesap işletim ücretinin olmaması, işlem ücretinin olmaması, düşük ayarlı, aski tarihli altın alma riskinin olmaması ve vergi avantajları gibi nedenler bu kapsamdadır. Bir bankada vadesiz yani faizsiz altın hesabı açtırmak dinen caiz olsa da, açtırmamak daha uygundur. Çünkü bu şekilde faizli bankaya sermaye sağlanmakta, çalışmaları maddi olarak desteklenmiş olmaktadır. Altın hesap için finans kurumlarının tercih edilmesini tavsiye ederiz. Selam Ve Dua ile SORU Hocam öncelikle Selamun Aleykum, Bir kardeşimiz şöyle bir soru sormuş “Finans kurumu hesabımdan altın alıyorum. İnternet üzerinden gramını 70 liradan alıp, fiyatı yükselince satıyorum. Bu caiz mi? Bir de alacağım altının gramı belli ama bankaya gidip bana altın olarak ver desem öyle bir altın yok. Sadece gramına para bağlıyoruz. Bu caiz mi acaba? ” ben Albaraka Türk genel müdürlükte çalışıyorum şubedeki arkadaşlara sordum altın veriliyor mu diye cevaben; 5 kg’dan sonra 1 kg katlarıyla veriliyor dediler. 5 kg, 6 kg, 7 kg gibi. Ama 5 kg altında verilmiyor. Böyle olunca oluyor mu? CEVAP Fetvayı Veren Sanal âlemden altın alınıp satılması doğru değildir. Çünkü altın ve gümüşün satılıp alınmasında şöyle bir şart vardır Altın ve gümüş, alınıp satılırken malın alınması ve ücretin teslim edilmesi aynı mecliste gerçekleşmelidir. Taksitle ya da biraz sonra ödemek üzere yapılan alış veriş caiz değildir. Bu hüküm, bütün ticari alanlar için değildir. Özellikle kuyumcuları ilgilendiren bir hüküm olarak bilinmelidir. İnternet üzerinden yapılan altın alışverişinde sizin parayı ödemeniz kredi kartı ile olacaktır. O da anında karşı tarafa geçirilirken sizden çıkış yapılmayacaktır. Yani siz taksitle alır gibi alacaksınız. Onların da size verdi kleri altını sizin adınıza teslim alacak birine vermeleri diye bir şey yoktur. Bütün bunlar, şu veya bu şekilde giderilebilir gibi görülse de kâğıt üzerinden ya da tuşlarla yapılan alış verişler fıkıh açısından risktir. Altının kendisi olmadan gramı üzerinden yapılan satışı da aynen böyledir. Beş gram altını sizin adınıza alıp kasaya koyuyorlarsa böyle bir satış olabilir. Tavsiyemiz, içinde şüphe bulunan alış verişlerden uzak durulmasıdır. Allah’a emanet olun.

altın hesabı caiz mi nureddin yıldız